GLOKOM hastaların % 50'sinde teşhis edilmemiş olarak kalır ve yavaş yavaş gelişmesinden dolayı da "Görmenin sinsi hırsızı" olarak da adlandırılır. Birkaç tipi olan glokomun açık açılı olanı ve en sık görülen bu tipi kolaylıkla konrol altında tutulabildiği halde, genellikle geri gelmesi mümkün olmayan görüş kaybı oluştuktan sonra teşhis edilir. Açık açılı glokom, göz içi sıvısının artması veya boşalmasının güçleşmesi nedeniyle; göz içi basıncının çoğunlukla kişi tarafından fark edilmeden yükselmesi sonucu, ya da görme sinirinin damarsal dolaşımında azalmaya bağlı harap olmasıyla, önce çevre görmenin, daha sonra merkez görmenin kaybıyla sonuçlanan son derece sinsi bir glokom tipidir. GenelIikle ağrı, kızarıklık, batma gibi belirtileri olmadığı için bu hastalık ancak doktor muayenelerinde ortaya çıkar. Görmeyi çok yavaş etkileyip görme alanını daraltır. Glokom tedavi edilmediği taktirde körlüğe varır. GLOKOMDAN DOGAN KÖRLÜGÜN TEDAVİsİ YOKTUR. KIRK YAŞ ÜSTÜNDE HERKESTE GLOKOM GÖRÜLEBİLİR. Özellikle ailesinde glokomlu bulunan kişiler mutlaka her yıl doktor muayenesinden geçmelidir. Glokomun diğer çeşitleri açık açılı glokom kadar sık görülmezler. Açı kapanması glokomu göz içi sıvısının boşaltım yollarının ani olarak kapanması sonucu göz içi basıncının 60-70 mm / Hg üzerine çıktığı, şiddetli başağrısı, bulanık görme, kızarıklık, bulantı, kusma ile hastayı hekime gitmeye zorlayan bu nedenle erken tanı konulabilen bir glokom tipidir. Doktora erken başvuru nedeni ile açık açılı glokom kadar tehlikeli değildir. Fakat zamanında tedavi edilmez se 2 günde körlüğe neden olabilir. Cerrahiye hazırlık için önce yoğun ilaç tedavisiyle göz içi basıncı düşürülür. 24 saat içinde düşme sağlanırsa Laser tedavisi, sağlanmazsa bıçaklı cerrahi uygulanır. İkincil glokomlar göz ameliyatlarından sonra, tümör, ilerlemiş katarakt ve göz içi iltihaplarından sonra görülür. Glokom ve onun getireceği körlükten kurtulmak için belirli aralıklarda göz muayenemizi yaptırmalı, bize yapılan öneriler dikkate alınmalıdır. Verilen ilaçlar çok düzenli kullanılmalı, kontrol muayeneleri aksatılmamalıdır. KATARAKT göz merceğinin saydamlığını kaybetmesidir. Halk arasında perde de denen bu hastalık hayatın her devresinde görülebilir. Fakat en sık ileri yaşlarda görülür. Göze alınan bir darbeye veya geçirilen bir iltihaba bağlı olarak gelişebildiği gibi, şeker hastalığı, uzun süre kortizon kullanımı sonucu da oluşabilir. İlaçla bir tedavisi olmayan bu hastalığın ameliyatı oldukça yüz güldürücüdür. Fako denilen tükenmez kalem ucu kadar ince bir cihazla kesitleşen mercek temizlenerek yerine sentetik bir mercek yerleştirilir. Bu yöntemle eskiye nazaran daha erken evrelerde ameliyat mümkündür. Artık katraktın olgunlaşması beklenmemektedir, aksine erken ameliyat oluşabilecek komplikasyonları önler. YAŞA BAĞLI MAKULA DEJENERASYONU 50 yaşın üzerinde ortaya çıkan en önemli körlük nedenlerinden biridir. Yaşlılarda rastlanan görme merkezi hasarlan ve kanamalar olarak bilinen, hastanın görme alanının ortasında büyüyen bir leke olarak ortaya çıkan makula dejenerasyonu, önce bir gözde başlar ve yavaş seyreder. Bu nedenle hastaların önemli bir bölümü, gözlerinden birinin az gördüğünü ilerleyen dönemde fark edebilir. Belirtileri yaşlılığın doğal bir sonucu olarak görüldüğünden ve toplumda fazla bilinmediğinden, ileri safhalarda körlüğe neden olur. Yaşlılarda gözü besleyen damarlar daralır ve sertleşir, bunun sonucu olarak görme merkezi yeterince beslenemez ve ışığa hassas hücreler ölmeye başlar. Bu hastalığın ilk belirtileri, görme alanının ortasında giderek büyüyen lekeler oluşması, cisimlerin küçük görülmeye başlaması çizgilerin itilmesi yada kınlması ve bırakılan yerde net görmenin kaybolmasıdır. Makula dejenerasyonunda genetik geçiş %20 oranında olduğu için annesinde yada babasında bu hastalık olan kişilerin özellikle 50 yaşın üzerinde mutlaka her yıl muayene olması gerekir. Makula dejenerasyonunun tedavisi konusundaki en son gelişme fotodinamik tedavidir. Bu tedavi şeklinde, hastalıklı dokulara ilaç uygulaması ardından, bir laserle kanama odakları kapatılmaktadır. Fakat tedavinin görme tamamen kaybedilmeden önce yapılması gerekir. KÖRLÜKTEN KORUNMA Birçok hastalık yavaş ve sessiz geliştiğinden, erken teşhis ve tedavinin önemi çok büyüktür. Bu yüzden göz taramaları tam anlamıyla sağlıklı bir göz muayenesi olmamakla birlikte, birçok olası sorunun ortaya çıkarılmasında etkendir. Bu yüzden okullar, dernekler, klinikler, göz taramalarına destek olmalıdır. Bununla beraber tam tanı ve tedavi göz hastalıkları uzmanları tarafında yapılmalıdır. Yıllık düzenli kontrol körlüğü önleyebilir. Her türlü yaralanma, ağrı ve görüş bozukluklarında mutlaka doktora başvurmak gerekir. Bildiğinin aksine göz muayenesi hayatın her döneminde yaptırılabilir. Hatta yeni doğmuş bir çocukta bile göz muayenesi yapılabilir. En sağlıklı olanı bebeklerin 11. ve 12. aylarda göz muayenelerinin yapılmasıdır. Op. Dr. Cihan ÜNLÜÇERÇi |